ÖNEMLİ GÜNLER... KURULUŞLAR...
Dünya Cüzzam Günü - Haftası

"Cüzzamla savaşta, sadece tıbbi tedavi ile değil, hayata küsen insanlara yaşama sevincini yeniden kazandırmakla zafere ulaşılır. " ............................................................................................. Mahatma GANDI


Tüm Sağlık Merkezleri ve gönüllü kuruluşlar Sağlık Bakanlığı ile işbirliği yaparak her yıl Ocak ayının son haftasında Cüzzamla Savaş Haftası düzenlemektedirler. Tüm dünyada her yıl ocak ayının son pazar günü Devlet Sağlık Örgütü’nün önerisiyle “Dünya Cüzzam Günü” olarak anılmaktadır.

Cüzzam (Lepra)  Nedir?

Cüzzam veya Lepra hastalığı ilk kez HANSEN tarafından tanımlandığından HANSEN hastalığı olarakta bilinir. Mikrobik bir hastalık olan Lepranın etkeni Verem yani Tüberküloz  hastalığını yapan Basille hemen hemen aynı türde bir mikrop olan Mycobacterium Laprae Basilinin yol açtığı kronik bir hastalıktır.Tedavi edilmemiş enfekte hasta ile çok yakın ve sık temas edenlere ağız ve burun yoluyla damlacık enfeksiyonu şeklinde bulaşır.Belirtiler deride başlar.Kırmızı-mor renkli kabarcıklar (PAPÜL),Kızarıklıklar (PLAK) nohut-ceviz büyüklüğünde topak ve kabartılar (Nodül),bu lezyonların bazılarının açıklamasından oluşan yaraların izleri(SKATRİS,SKAR) kol ve bacaklarda his kaybı, burun tıkanıklığı gibi belirtiler görülür. Bazı hastalarda sakatlık olabileceği gibi bazı hastalarda olmaz.Tedavisi devlet tarafından ücretsiz karşılanmaktadır.Tedavi 2 8iki) yıl gibi bir sürede düzenli tedaviyle sağlanmaktadır.

Tarihçesi

Cüzzam 1876’da Armauer Hansen tarafından bulunan lepra basili tarafından oluşturulan öncelikle, deri ve siniri tutan kronik seyirli bir enfeksiyon hastalığıdır.

Cüzzam hastalığının ilk kez ne zaman ortaya çıktığını kesin olarak belirlemek halen mümkün olmasa da hastalığın tanısı ile ilgili ilk yazılı kayıtlar M.Ö. 600'lü yıllara aittir. Hint, Mısır ve Çin uygarlıklarının bu tarihten daha önceleri M.Ö. 16-13. yüzyıllarda hastalığı tanıdıkları var sayılmaktadır. Bu zaman dilimine tarihlenen Mısır'da bulunan bazı kalıntılar varsayımı desteklemektedir. Eski Yunanlılar ve Araplar'ın da hastalığı tanıdıkları düşünülmektedir.

Bazı kaynaklar cüzzam'ın Avrupa'ya Hindistan'dan Büyük İskender'in ordusunun askerleri ile, bazıları da Roma askerleri tarafından taşındığını öne sürerler.

Cüzzam Haçlı seferleri sırasında oldukça yaygın bir hal almıştır. Hastalık yaygınlaşmaya başladıkça cüzzamlılar adeta lanetlenmiş kimseler olarak kabul edilip, toplumdan dışlanmışlardır. Tedavisinin bilinmediği dönemlerde cüzzamlılar yerleşim birimlerinden uzak yerlere hatta özel adalara sürülerek, buralarda kendi hallerine bırakılmaktaydılar.

Ülkemizde cüzzam hastalığı sosyal hastalıklar arasında sayılmaktadır.Bir zamanlar toplum dışına itilen hastalar artık tedavi edilebilmektedir.Hastalık eskiden bütün ülkelerde rastlanırdı. Günümüzde ise nemli, tropikal ve yarı tropikal bölgelerde genellikle çok çocuklu tek odada yaşayan, yeterli ve dengeli beslenemeyen insanlarda görülmektedir. 1983 yılından 2002 sonuna kadar ülkemizde toplam 561 yeni hasta kayda alınmıştır. 2002 yılı sonu verilerine göre Türkiye’de 2605 hasta bulunmakta ve bunlarda kontrol altında tutulmaktadır. Cüzzam, nadir olarak bulaşan. Salgınlar halinde görülmeyen bir hastalıktır.

Cüzzamın Belirtileri Nelerdir?

Aşağıda sıralanan belirtilerden bir veya bir kaçı cüzzam hastalığını düşündürmelidir:

- Vücudun herhangi bir yerinde deriden açık renkte, oval veya yuvarlak, kabarık olmayan, hiçbir şikâyet yaratmayan kepeksiz, bazen hafif duyu kusuru gösteren leke.
- Çocuklarda ve gençlerde burunda sürekli tıkanma ve sık sık tekrarlayan burun kanamaları
- Deri üzerinde bir veya daha fazla kabarık plak şeklinde, kılsız, terlemeyen, kepekli, mutlaka duyu kusuru olan lezyonlar
- Belirli yerlerde özelikle ön kol iç yüzeyde duyu eksilmesi
- 4. ve 5. parmakların elde içe kıvrılması, avuç içi kaslarda erime başlaması, kol ve bacak sinirlerinde kalınlaşma ve ağrılı olmaları
- Kaşların uçlardan dökülmesi - Vücutta pek çok yerlerde basilli nodüller
- Yüzde ödem, alın derisi ve kulakların morumsu kabarık ve sert nodüllerle dolması - Diz ve dirseklerde yara izleri
- Alt göz kapaklarının kapanmaması

Bütün Hastaların Belirtileri Aynı mı?

Lepra hastalığının temel olarak iki klinik tipi vardır. Bu klinik tipler yine kişinin, hastalık etkenine karşı mevcut olan vücut direnciyle belirlenir. Direncin hiç olmadığı kişilerde basil kolaylıkla çevresel sinirlerin kılıflarını(myelin kılıf) oluşturan Schwann Hücrelerine ulaşıp yerleşerek buralarda çoğalırlar. 7-14 günde bir bölünerek çoğalan basilleri taşıyamayarak parçalanan hücrelerden çıkan basiller hemen komşu hücrelere geçerler. Böylelikle basiller deriye kadar ulaşırlar ve buralardaki sinirlerin kılıflarına yerleşirler. Bu sırada basilin yerleştiği yerlerde bazı deri lezyonları ortaya çıkar. Bu lezyonların şekli değişik olabilir. Klinik tiplere göre bazıları daha fazla görülse de makul, papel, plak ve nodul biçimindeki lezyonların hepsi bir arada bulunabilir. Direncin en az hatta hiç olmadığı kişilerde basiller tüm vücut derisine yerleşerek yaygın nodül şeklinde "leprom" adını verilen nodüler belirtileri meydana getirir. Bu klinik tipe LEPROMATÖZ LEPRA denir.

Lepra hastalığının ikinci tipi vücut direnci sağlıklı insanlarla karşılaştırıldığında daha az olsa da yine de bulunan kişilerde ortaya çıkar ve TÜBERKÜLOİD LEPRA adını alır. Bu tipte az da olsa bulunan direnç hali nedeniyle hastalık vücudun bir bölümüne hapsedilmiş gibidir. Yani belirtiler sadece bir bölgede görülür. Aynı şekilde sinir hasarları da daha az yere yayılmış olacaktır.

Bağışıklık hali bu iki lepra tipinin arasında olan kişilerde bir ara klinik form oluşur. Buna genel olarak BORDERLİNE LEPRA adı veriyoruz. Ancak bu tip lepra kendisi farklı bir klinik tip olarak algılanmamalıdır. Çünkü genellikle iki ana tipten birisine benzer klinik bulgularla karşılaşılır. Bu nedenle bu formadaki lepra hastalarının klinik tanıları "BORDERLİNE LEPROMATÖZ LEPRA" ya da "BORDERLİNE TÜBERKÜLOİD LEPRA" adını alır.

Hastalığın Belirtileri Hemen Ortaya Çıkar mı?

Birçok hastalıkta olduğu gibi bu hastalıkta da bir kuluçka dönemi vardır. Yani belirtiler mikrop vücuda girdikten hemen sonra ortaya çıkmaz. Lepra hastalığında etken vücuda alındıktan 2-7 yıl sonra ilk klinik belirtiler ortaya çıkar. Kuluçka süresinin değişken ve uzun olması tanı koymayı güçleştirmektedir.

Cüzzam Hastalığı Nasıl Yayılır?


Verem hastalığını yapan basille hemen hemen aynı türde olan bu mikroba karşı doğal bağışıklığın bulunmaması (İnsanların tümüne yakınında bu doğal bağışıklık vardır. Doğal bağışıklığın olmaması hali, insanlara kendinden önceki soylarından geçen bir özelliktir. Bu bağışıklık halini bir testle anlamak olasıdır.) ve cüzzam mikrobu taşıyan bir hastayla uzun süreli ve yakın temas halinde olmak sonucunda hastalığa yakalanmak mümkündür. Erken teşhis ve tedavi edildiğinde kesinlikle iyileşen ve bildirimi zorunlu bir hastalıktır. Hastalığın tek taşıyıcısı insandır.

Herkes Cüzzam Hastalığına Yakalnır mı?


Lepra hastalığını yapan basile karşı insanların pek çoğunda doğal bir bağışıklık hali vardır. "Hücresel immunite" nedeniyle oluşan bu bağışıklık hali insanlara kendinden önceki soylardan gelen bir özelliktir. Bu insanlar lepra basilini almış olsalar da, vücut dirençleri basili yok edeceği için hastalık ortaya çıkmayacaktır. Bu bağışıklık halini ölmüş lepra basilleriyle yapılan Lepromin Testi (Mitsuda Testi) ile anlamak mümkündür. Ancak çok az oranda insanda bu doğal direnç hali kendinden önceki soylarından onlara geçmez. Bu kişiler daha çok lepralı hastaların yakınlarıdır. Eğer bu dirençsiz kişilerin yakın çevrelerinde (aile fertleri içinde) halen dışarıya lepra basili çıkaran tedavisiz bir lepralı hasta varsa ve bu kişiyle uzun süreli ve yakın teması olmuşsa bunun sonucu olarak damlacık yoluyla alacakları çok sayıdaki lepra basili nedeniyle hastalığa yakalanabilirler. Bulaşma genellikle aynı aile içindeki büyüklerden 10-11 yaşına kadar olan çocuklara yönelik olarak ortaya çıkmaktadır.

Hastalığın Tedavisi

Teşhisi gecikmiş ve hiç veya düzenli tedavi görmemiş durumlarda 10–15 yıl sonra sakatlıklar gelişir. Hastalıkların ilk teşhis ve tedavileri deri hastalıkları uzmanı bulunan devlet hastanelerinde yapılır. Aynı verem tedavisinde olduğu gibi en az üç ilaçtan oluşan bir kombine tedavi ile en çok 2 yıl içinde hastalar tamamıyla tedavi edilmektedir. Tedavide etkin ilaçların varlığı ve bulaşıcılık baskı altına alınabildiğinden hastalar sadece ön tedavi için hastaneye yatırılır ve şekil bozukluklarının ameliyatla düzeltilmesi yoluna gidilebilir.

Lepralı Hastaların Yakınları Kontrol Ediliyor mu?

Kontrol çalışmalarında kayıtlı hastaların tüm yakınları lepra açısından düzenli olarak kontrol edilmekte ve bunlar arasında saptanan yeni hastalar henüz sakatlıklar oluşmadan erken dönem de tedavi altına alınmaktadır. Yine tüm hastaların tümüne yakın bir bölümü bu tedaviyi tamamlamışlardır. Tedavi çalışmaları sürdürülürken, bir yandan da çoğu ileri derecede sakat olan hastaların yara bakımı ve tedavileri, sakatlıktan koruyucu ve sakatlıkları rehabilite edici çalışmalar düzenli olarak sürdürülmektedir. Yapılan çalışmalarla 2000 yılından sonra sporadik olgular dışında yeni olguların çıkmamaktadır.

Türkiye'de Ne Kadar Hasta Vardır?

Ülkemizde cüzzam hastalığı sosyal hastalıklar arasında sayılmaktadır. Her yeni bulunan hasta bu nedenle kayıt ve izleme altına alınmakta ve yaşamlarının sonuna kadar değişik gereksinimlerinin çözümlenmesi ve çevrelerinin kontrole açısından kayıt altında tutulmaktadır. Bu nedenle ülkemizde hasta sayısı söz konusu edilince kayıt altına alınmış bütün hastaların sayısı verilmektedir. Yaklaşık 20 yıl içinde yapılan çalışmalarla birlikte ön çalışmaların başladığı 1983 yılından günümüze kadar ülkemizde toplam 554 yeni hasta kayda alınmıştır (Grafik 1). Halen 2001 yılı sonu verilerine göre ülkemizde 2596 hasta bulunmakta ve izleme ve kontrol altında tutulmaktadır. Bu verilere göre hastaların yaş ortalaması 59.41‘dir. Hastaların % 62.85’ini oluşturan 1631 hasta lepranın sakatlık sınıflamasına göre 2. derece (%60) ve daha üzerinde olmak üzere sakattır. Yine aynı verilere göre 2001 yılı sonunda lepra tedavisi süren hasta sayısı 35’dir. Kalan hastaların % 92’sine kombine tedavi uygulanmıştır.

Ancak gerçekten hastalığı taşıyan ve tedavi altında olan hasta sayısı çok azdır. Yine 2002 yılı sonunda tedavisi süren 30-40 kadar hasta vardır. Son yıllarda ülkemizde her yıl ortalama 10-15 yeni hasta saptanmaktadır. Bunlar genellikle eski hastaların çevrelerindeki uzun kuluçka süreli hastalardır. Çünkü ülkemizde basil taşıyan ve bunu yayan hasta çok azalmıştır. Bu nedenle her yıl saptanan hasta sayısı giderek azalmaktadır.

Bu hastaların tamamına yakını İstanbul Lepra Araştırma ve Uygulama Merkezi ile İstanbul Lepra Hastanesi'nin 1984 yılından bu yana yaptığı alan çalışmalarıyla evlerine gidilmek suretiyle kontrol edilmiş ve D.S.Ö'nün önerdiği tedavi rejimi ile tedavi edilmiştir.

Ülkemizde Lepra ile İlgili Hangi Merkezler ve Kurumlar Vardır?

İstanbul(60 yataklı), Ankara(35 yataklì) ve Elazığ(260 yataklı) illerinde üç adet özel dal hastanesi lepraya yönelik olarak ücretsiz hizmet vermektedir. Ayrıca İstanbul'da kurulmuş olan Cüzzamla Savaş Derneği(İzmir`de bir Şubesi vardır) ve Cüzzamla Savaş Vakfı ile Ankara`da Cüzzam Savaş ve Araştırma Derneği olarak gönüllü örgütlenmeler bulunmaktadır. Ankara`daki dernek Lepra Mecmuası adıyla bilimsel bir yayın organı çıkarmaktadır. İstanbul`daki dernek ve vakıf ise çeşitli sosyal etkinlikler yaparak ve yardımseverlerle ilişkiye geçerek hastaların sosyal sorunlarını çözümlemek, ekonomik açıdan yardımcı olmak, hasta çocuklarının eğitimlerini sürdürmeleri amacıyla burs vermek, hastalara iş bulmak ve özellikle kendi yaşadıkları çevrede üretken hale getirmek için yoğun çaba harcamaktadır. Tüm merkezler ve gönüllü kuruluşlar Sağlık Bakanlığı ile işbirliği yaparak her yıl Ocak ayının son haftasında Cüzzamla Savaş Haftası düzenlemektedirler. Tüm dünyada her yıl ocak ayının son pazar günü DSÖ`nün önerisiyle "Dünya Cüzzam Günü" olarak anılmaktadır.

Adresleri ve Telefon Numaraları:


İstanbul Tıp Fak. Lepra Araş.Uyg.Merkezi Çapa 0212-525 58 56
İstanbul Lepra Hastanesi Bakırköy 0212-572 61 22-570 10 26
Ankara Lepra Eğitim ve Araştırma Merkezi Dikimevi 0312-319 22 79
Elazığ Lepra Hastanesi Elazığ 0424-212 46 16-212 16 54
Cüzamla Savaş Derneği İstanbul 0212-572 71 89
Cüzamla Savaş Vakfı İstanbul 0212-572 71 89
Ankara Cüzam Savaş ve Araştırma Derneği Dikimevi 0212-319 22 79

Kaynaklar ..... :
1. http://www.ardahansm.gov.tr/haberler.asp?ID=331
2. http://www.bilkent.edu.tr/~bilheal/aykonu/ay2007/ocak07/cuzzam.html
3. http://www.hercocuk.org/
4. http://www.cuzzam.org.tr/cuzzam.htm