Hemşireler Günü / Haftası

...::: Hemşiler Haftasını içtenlikle kutlar sağlık mutluluk, başarılar dilerim :::...

Tarihi çok eski olan hemşirelik mesleği; Eski Mısır, Hindistan, Yunanistan ve Roma’da ilk çağlarda bugünkü biçimde olmasa bile yapılmaktaydı.
Dünyada modern hemşireliğin kurucusu Florence Nightingale (Florans Naytingel) olup, ilk hemşirelik okulunu da 1962 yılında Londra’da açmıştır.

Ülkemizde ilk olarak "Hilal-i Ahmer Cemiyeti" (Kızılay) 1911 yılında hemşirelik kursları açmıştır. Bu kursları bitiren hemşireler; 1912–1914 Balkan Savaşları ile 1914–1918 Birinci Dünya Savaşı’nda hasta ve yaralı askerlere bakmışlardır. Cumhuriyet sonrası ilk Hemşirelik Okulu İstanbul’da açıldı.Bunu 1939 yılında Ankara’da açılan Askeri Hemşirelik Okulu izledi.


Florence Nightingale, (d. 12 Mayıs 1820 – ö. 13 Ağustos 1910).

Florence Nightingale
1820'de adını taşıyan İtalya/Floransa'da doğdu. Modern hemşireliğin kurucusudur.

Florence Nightingale daha küçük yaşlarda hastahanelerde hastalara yeterince ilgi gösterilmediğini düşünür ve bunu düzeltmek için
hasta bakıcı olmak ister. Ailesi Nightingale'e izin vermez. Hasta bakıcıların hastalarla birlikte pis işler yaptılarını söyler ve karşı çıkar. Çünkü o dönemlerde hasta bakıcılık hiç bi işi olmayan kızların yaptığı pis bir iştir. Ailesine ne kadar baskı yapsada kabul ettiremez ve ailesinden ayrılarak hastabakıcı olur. Hasta bakıcılığın kötü adını silmek ve bunu meslek haline getirmek ister.Bunu ülkenin bakanlarına kadar iletir fakat ülkenin başkanları buna izin vermez. Kırım savaşında yaralanan askerlerin iyileşmemesi ve ilaç yetersizliği yüzünden Nightingale'i ararlar ve bunu bir tek kendisinin düzeltebileceğini söyler böylece 1854 yılında Üsküdar'daki Selimiye Kışlası'nda, Kırım Savaşı sırasında yaralanan askerlerin tedavi ve bakımını yapmıştır. Ayrıca İtalyanca,

Nightingale'ın 1854'te çalışmaya başladığı Selimiye Kışlası'ndaki geçici hastane. (Taş baskı, 1856)
Fransızca ve İngilizce öğrenmiştir. Savaşın zor koşullarında, gece gündüz demeden yaralılara baktığı için askerler ona Lambalı Kadın adını vermiştir.

Savaştan sonra Londra'da hemşirelik okulu açmıştır. 1907 yılında Liyakat Nişanı alan ilk kadın olmuştur. 1910 yılında hayata gözlerini yummuştur. 1961 yılında, Türkiye'de, Şişli'de açılan ilk Yüksek Hemşirelik Okulu'na onun adı verilmiştir. Böylece dünya üzerinde ismini altın harflerle yazdıran ilk hemşire olmuştur.
1943’te Verem Savaş Derneği, 1946’da Sağlık Bakanlığı İstanbul’da birer Hemşirelik Okulu açtılar. Daha sonra diğer illerde bu tip okullar açıldı. Bu okullar ortaokul düzeyinde üç yıl, lise düzeyinde dört yıl eğitim vermekteydi. Günümüzde 4 yıllık Sağlık Kolejlerine dönüştürülmüşlerdir. Kolej ve lise mezunlarına eğitim veren 4 yıllık Yüksek Hemşirelik Okulları da halen faaliyettedir. Bu okullardan en ünlüsü İstanbul’daki Florance Nightingale Yüksek Hemşirelik Okulu’dur. Çeşitli üniversitelere bağlı hemşirelik okulları da vardır.

12 Mayıs’ta hemşireliğin kurucusu Florance Nightingale doğduğu için, ona izafeten "Hemşirelik Haftası"nın başlangıç günü olmuştur.

12–18 Mayıs tarihleri arasında başta hemşireliğin kurucusu Florance Nightingale (1820–1910)’in özverili, sevecen, gece ve gündüz hizmetleri saygıyla anlatılırken, hemşirelik mesleğinin de kutsallığını vurgulamak gerekir.

Hemşirelik; insan sevgisiyle dolu, şefkatle, sabırla yapılan kutsal ve onurlu bir meslektir.
Bu hafta değerlendirilirken, hemşirelik mesleğinin sorunları ortaya konur ve çözümler üretilir. Mesleğin önemine toplumun dikkati çekti.
Nightingale, Kırım Savaşı sırasında İngiltere’den gelerek, Üsküdar’daki Selimiye Kışlası’nda hemşirelik yapmış ve büyük ün kazanmıştır. 1964 yılından itibaren ülkemizde de her 12 Mayıs Günü "Hemşireler Günü" olarak kutlanmaktadır.

Sağlık, bireylerde, zorunlu, vazgeçilmez ve hayatın her döneminde aynı önemi koruyan temel ihtiyaçlardan biridir. Bu ihtiyaca cevap veren personel içinde en önemli meslek grubu ise hemşirelerdir.



Hemşirelik, güç çalışma şartlarını gerektiren, özveri, sabır, hoşgörü kavramlarını içinde bulunduran zor bir meslektir. Hemşirelik, diğer mesleklerde olduğu gibi, toplumsal ihtiyaçlardan doğan, insan hayatıyla yakında ilgili bir meslektir; ekip çalışmasını bilen, el becerisi olan, hızlı çalışan hünerli eller ister; temelinde sevgi, saygı yatar. Hemşire din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin, birey, aile ve topluma sağlığını kazandırmak için çalışır. Bu nedenle, sevgiden, şefkatten, disiplin ve ciddiyetten uzak bir kişinin bu mesleği icra etmesi mümkün değildir; çünkü hemşire, sağlığı yerinde olmayan, yardıma muhtaç insanlara hizmet vermektedir. Bu yönü düşünüldüğünde, hemşirelerin, hem eğitim açısından hem de psikolojik, sosyal ve ekonomik açıdan desteklenmesi gereken bir meslek grubu olduğu ortaya çıkmaktadır.

Hemşirelik Mesleğine Dair Bir Çocuğun Yazdıkları...
Hemşire kelimesi akla ilk olarak sağlıkla ilgili olumsuz düşünceler getirir çoğu insana. Hemşire kavramı bu yüzden tek başına bağımsız bir kavram olarak düşünülmez. Sağlık öznesine bağımlı bir simge gibidir kimine göre. Hastane, kan, iğne, ameliyat, beyaz önlük, derece, ilaç vs. hep bu bağımlı gerçeğin yörüngesinde dolaşan gezegenler gibidir. Sırf bu yüzden de bir hemşire kendi başına bir bağımsız bir imge olarak görülmez o insanlara. Oysa bu yanıltıcıdır.
   
Yıllar önce, küçük bir çocukken geçirdiğim bir dizi ameliyat ve rehabilitasyon sürecinde (Engelimin nedeni olan kas rahatsızlığım sonucu) hemşire kavramının bu yönüyle karşılaşmıştım. Tabi o zamanlar çocuk olduğum için bunu ifade edebilecek düşünce gücüm yoktu. Yaş ilerledikten, olgunlaştıktan, yani bunu ifade edebilecek düşünceye ulaştıktan sonra bunu ifade edebildim. Hemşirelik, yaşadığım o anlamlı anıya kadar, sadece hastane ile bağımlı bir gerçeklikti. Aralıklara ilaç getiren, ayak ucumdaki dosyaya birşeyler karalayan, zaman zaman koridorlarda sert sesleri duyulan, bu yüzden biraz çekindiğim, saklanmaya çalıştığım beyaz önlüklü kadınlar. Hepsi bundan ibaret bir korku öğesiydi benim için onlar.

Hastanede kaldığım süre ilerledikçe bu durumu kanıksamaya başlamıştım. Bu kanıksamanın getirdiği olumsuzluk ve diğer başka olumsuz öğeler, yaşama küsmek, çocuk sevinçlerimi yitirmek gibi sonuçlar yaratmaya başlamıştı. Her an, her saniye aldığım solukla içime dolan formol kokusu, aynı ilaçlar, aynı yüzler, hep aynı şekilde viziteye gelen doktorlar, hasta kalabalıklar, aynı yatak, aynı günler, aynı geceler, sesler ve gölgeler. Bu atmosferi tamamlayan ve ondan bağımsız düşünülemeyen hemşire kalabalığı.

Oysaki durumun bundan ibaret olmadığını, hemşireliğin, hastane, sağlık vs. gibi kavramlardan bağımsız bambaşka bir insanlık duruşu ve erdemi olduğunu anladım zamanla. Hastane günlerim uzadıkça bir çocuk olarak bundan olumsuz etkilenmem oldukça doğaldı. Artık doğru dürüst yemek yememeye, inat için beslenmemi geçiştirmeye, somurtmaya, yaşama sevincimi kaybetmeye başlamıştım ki.. Yüksek hemşirelik okulundan bir hemşire abla yanıma gelene kadar. Staj için servisleri dolaşıyorlardı ve bulundukları her serviste eğitimin bir parçası olarak hastalarla birebir ilgileniyor, rahatsızlıkları hakkında bilgi alıp, yine eğitmenleri tarafından denetlenip, neler öğrendikleri ve neler yapabildikleri konusunda değerlendirmeye tabi tutuluyorlardı sanırım.

Benim yanıma da hemşirelik öğrencisi o beyaz önlüklü abla gelince canım iyiden iyiye sıkıldı, iyice içime kapandım. Sandım ki, başıma onu koydular ve o da yanımda kaldığı süreler boyunca bana durmadan ne yapacağımı söyleyen, ben istemesem de bana durmadan yemek yedirmeye çalışan, ağzıma ilaç tıkacak, gerektiğine kızacak ve ben bir de onunla cebelleşeceğim birini musallat ettiler diye daha da moralim bozulmuştu. Herşey yetmiyormuş gibi bir de günler boyu bu işkenceyi yaşayacağım diye kendi kendimi üzmeye devam ediyordum.

Hiçbiri olmadı tabi. İlk önce soğuk baktığım, doğru dürüst konuşmayıp yüzümü astığım o hemşire abla, bana yavaş yavaş ama hiç de baskı yapmadan ve de arkadaşlıkla kabul ettirdi kendini. Nasıl mı yaptı bunu? Örneğin, küçük pilli radyomu açıp benimle şarkı dinleyerek. Radyoda çocuk programlarını açıp (Hani her öğleden sonra o eski çocuk radyo programları) hem birlikte dinledik, hem üzerine konuştuk. Bana sevdiği kitaplardan kısa kısa bölümler okudu. Benim sevdiğim kitaplardan da okudu hiç sıkılmadan. Bunu zoraki yaptığını görsem anlardım, çünkü çocuklar hep anlar.. O tüm bunları sevgiyle, içtenlikle, hatta kendisi bile yanımda bir çocuk olarak, beni arkadaşı gibi kabul ederek gerçekleştirdi. Aldığımız bisküvilerin arasına çikolata sürerek, beraber yerken bile o bir hemşire gibi değil, bir arkadaşım gibi yaklaşmıştı. Sonucu ne olmuştu bunların? Ben onun en ufak tavsiyesini duymadan, bana “şunları yapmalısın” diye direktifini ya da öğüdünü işitmeden, yemeğimi yemeye, yüzüme bir gülümseyiş iliştirmeye başlamıştım bile. O bana bunları yaptırmayı, içtenliği ve sevgisiyle başarmıştı.

Stajlarını bitirdikten sonra, haliyle ben de o hemşire ablamdan ayrılmak zorunda kalmıştım. Yine de onun bende bıraktığı ve yeşerttiği yaşama sevinci, hastanede kaldığım uzun süreler boyunca, en azından belirli bir zaman bana destek olmuştu. Ara sıra da olsa bana uğrayıp, beni merak etmesi bile bu yaşama sevincine güç katmıştı.



Hemşirelik Mesleği ve Hemşirelerle İlgili Şiirler :

Hemşireler Günü
Melek Hemşire
Hemşireler Günün Kutlu Olsun Hemşirem
Hemşirelik sevgi şifa doludur
Hastalara pasif durma hemşire
Mesleğinde ilim irfan yoludur
Her şeye bahane bulma hemşire

Onlara anasın hamide bacı
Em bulsun zamanında ver ilacı
Tatlı gel onlara olma sen acı
İğneleri sertçe vurma hemşire

Kimisi susmayan dam bur teli
Kimisi de bekler gelsin eceli
Kimin söylemeye yoktur mecali
Lüzumsuz sorular sorma hemşire

Hastaya sermaye ah ile vahlar
Izdıraplar gelir bak onu yoklar
Gözleri yolunda her vakit bekler
Onların kalbini kırma hemşire

Der NİZAMİ gerçek yerini bulsun
Mukaddes mesleğin hayırlı olsun
Hemşireler günün neşeyle dolsun
Görevinde taviz verme hemşire
Tayin oldular vatanın bucağına
Hasta oldum düştüm ocağına.
Senin gibi bir yaren kucağına.
İyi kalplisin Melek Hemşire.

Bütün gün hastalarla uğraşır.
Bıkmadan usanmadan çalışır.
Bir an kızsa bile hemen barışır.
İyi kalplisin Melek Hemşire.

Hemşireye tutmaz kimsenin ahı
Hastanededir akşamı sabahı.
Cennetliktir yoktur günahı.
İyi kalplisin Melek Hemşire.

Üzdüysem seni kusura bakma.
İğne vurup ta canımı yakma.
Sen sakın ola bizlerden bıkma.
İyi kalplisin Melek Hemşire.
On iki mayıs hemşireler günüdür
Bu hayatta en kutsal görev budur
Kanatsız meleklerin mutlu günüdür
Hemşirelik gününü ben kutluyorum

Doktorun sağ kolu hastanın gülü
Unutma hemşirem serviste beni
Candan seviyorum inan ben seni
Hemşirem gününü ben kutluyorum

Hiperaktif çocuk gibi koşturuyorsun
Gülerek hastanı çoşturuyorsun
Kanatsız meleksin sen bilmiyorsun
Hemşirem gününü ben kutluyorum

Ameliyat için ekip kurulur
Kesici aletler senden sorulur
Steril etmekten kolun yorulur
Hemşirem gününü ben kutluyorum

Yirmidört sıfırsekiz nöbete geldin
Mutsuz bile olsan hastana güldün
Hastalık çok zormuş sen bizde gördün
Hemşirem gününü ben kutluyorum

Doğu batı demez görev yaparsın
Bilirim hastana neşe katarsın
Şu gülen yüzünle sağlık satarsın
Hemşirem gününü ben kutluyorum
Mehmet Küçükkarahan
Ebe
Her birimiz bir ebenin
Ellerinde geldik dünyaya
Ebe anneler
Ebe ablalar
Ebe nineler...

Teşekkürler teşekkürler sizlere
Tanıştırdığınız için bizi
Bu güzelim dünyayla.
Aşık Nizami
Fevzi Günenç
DÖNER ÖZEKE



Kaynak…:
http://www.memocal.com
http://tr.wikipedia.org/wiki/Florence_Nightingale

http://www.antoloji.com/hemsire/siirleri/sayfa-10/
http://www.adanaokullari.com/hemsiresiirleri-ebesiirleri.html
http://www.doktortr.net/forum/hemsireyiz-biz/hemsirelik-meslegine-dair-bir-cocugun-yazdiklari/