İnternet Haftası Ana Sayfa


İnternet Nedir ?

Bilgisayar teknolojisi her alanda oldugu gibi egitim alanında da büyük gelismelerin olusmasına etken olmustur. Özellikle Internet sayesinde egitimde hem içerik açısından, hem de ögrenme-ögretme ortamları
açısından büyük gelişmeler yasanmıştır.

Egitim ortamlarını bu denli degiştiren Internet nedir? Internet dünyanın en büyük bilgisayar ağıdır. TCP/IP denen Internet protokolü ile dünya üzerindeki bütün bilgisayarlar birbirine baglanabilmektedir. İnternet, dünya üzerinde mevcut milyonlarca agin birbiriyle ortak bir protokol çerçevesinde iletişim
kurmasını ve birbirlerinin kaynaklarını paylasmasını saglayan iki ya da daha fazla yerel ya da geniş alan agı arasında kurulan kaynak kümesidir (MEB 1999, 291).

Internet herhangi bir kişi ya da kuruma ait olmayıp, dünyanın ortak olarak kurdugu ve geliştirdiği bir sistemdir. Dolayısıyla da İnternet ortamında istediğiniz serbestlikte hareket edebilirsiniz ama bu her istediğinizi yapabilirsiniz anlamında değildir. Her ülkenin gerek bilgi verme ve gerekse de bilgi almada belli kural ve düzenlemeleri vardir.

Internet üzerinde bilgi, hem nitelik, hem de nicelik olarak sürekli artmaktadır. Özellikle İnternetteki bilgilerin kolay güncellenebilir olması, bilginin nitelik ve nicelik açısından artışını daha da hızlandırmaktadır. Bugün milyarlarca sayfa ile ifade edilen bilgi bütünü Internet ortamında kullanıcıya sunulmuştur ve bu bilgi her geçen gün artmaktadır.

İnternetin eğ itim sistemine girmesi, egitimin yapısal anlamda değişmesine neden olmuştur. Internet sayesinde bilgiye ulasma yolları degişmiş, bilgi kaynakları çeşitlenmiştir. Geleneksel egitimde en büyük bilgi kaynağı kitaplar iken; İnternet aracılığıyla dünya üzerindeki bütün bilgi kaynaklarına anında ulaşılabilmektedir. En yeni bilgilerin İnternet ortamında sunulması ile öğrenme ortamlarında güncel bilginin kullanılması sağlanabilmektedir. Dünyadaki bütün kütüphanelere, arastırma kurumlarına ve diger bilgi merkezlerine İnternet ile anında ulaşılabilmektedir.

Geleneksel egitim sisteminde geçerli olan eğitim mekâni ve zamanı İnternet sayesinde degişmiştir. Özellikle İnternet ortamında sürdürülen eğitim etkinlikleri sayesinde istenilen yerde ve zaman diliminde bilgiye ulaşılabilmektedir.

İnternet; ögrenme-ögretme ortamlarında ögrencinin kendine özgü bilgi bütününü oluşturmasına, ögrenciler arasında bilgi paylaşımına, öğrencilerin öğrenme hğzlarının artmasına, öğretmenin sınıf ortamına güncel ve dogru bilgiyi sunmasına ve öğrenci ile öğretmen arasında bilgi aliş -verişine olanak tanımaktadır.


İnterneti Anlamak

İnternet, hemen her konu hakkında bilgi bulabileceğimiz, heyecan verici bir arenadır. İnternet üzerinde kitaplar, ansiklopediler, magazin haberleri ve her tür başvuru materyali adeta parmağınızın ucundadır. Ayrıca, bir konu üzerine fikirlerinizi geliştirip uzmanlaşmak ve aklınıza gelebilecek her türlü konuda insanların yorumlarını almak üzere iletişim kurma olanağına da sahipsiniz. Bunları öğrenerek, artık internetin ruhunu anlamaya başladınız diyebiliriz.

İnternet, binaları ve çalışanları olan gerçek bir yer değil, dünya çapında birbirine bağlantılı bilgisayarların ve insan çabalarının ortaklaşa çalışmasının bir ürünüdür. Bunun sonucunda ortaya çıkan şey, elektronik bilgi ve eğlence ağıdır. En temel terimlerle ifade edersek, internet, masaüstü bilgisayarınızın, birbiriyle bağlantılı milyonlarca bilgisayardan herhangi birisiyle veri, ileti ve dosya alış verişi yapmanıza olanak sağlayan, birbiriyle bağlantılı bilgisayarlar sistemidir.

İnternet devri ile birlikte artık "bilgi toplumu", "dünya insanı" gibi deyim ve terimler de günlük hayatımıza girmiş bulunmaktadır. Bunun altında internetin insanlara sağladığı yararların başında; bilgi sunumunda, bilgilerin paylaşımında, ortak çalışma grupları oluşturulmasında ve bilgiye erişim gibi teknik imkan sağlamaktır.

 İnternet üzerindeki kaynakları sorgulamak ve aradığımız bilgilere ulaşmak için kullandığımız Web üzerindeki tarama mekanizmaları;
a) Konu Katalogları (Subject Catalogues)
b) "Web Search Engine" (Arama Motoru)

şeklinde iki türlüdür. Yüzlerce değişik Arama Motoru ve Konu Rehberi (Kataloğu) Servisi vardır. Aslında, Web üzerindeki "bilgiye ulaşma ve onu alma" yollarını üç gruba ayırmak mümkün:

1) Konu rehberlerine göre bilgilerin sınıflandırıldığı ve sorgulamanın birtakım konu başlıklarından yararlanılarak yapıldığı sistemler. Konu katalogları ile bilgi sınıflamasında genellikle, alfabetik, kronolojik, içerik (bilimsel, sosyal, politik, oyun vb gibi global içerik ler katalog olarak seçilir), bölgesel, vb gibi kriterler göz önüne alınır ve bilgiler olabildiğince esnek bir yapı içinde kataloglara bölünür. Bu tip arama sistemleri, konu başlıklarından alt başlıklara, oradan da aradığımız bilgilere ulaşmamızı sağlarlar. Aynı zamanda bunların çoğunda, kataloglar içinde verilen bir anahtar kelimeye ya da diğer bazı kriterlere göre sorgulama yapmak ta mümkündür. Bu sistemlerin oluşturulması, konulara göre gruplama gerektirdiği için birhayli insan gücü gerektirebilir.

2) İkinci gruba giren arama sistemleri, bir çok domaindeki bilgi kaynaklarını (web sayfaları) otomatik bir şekilde tararlar ve birtakım indeksler oluştururlar. Bu indeksler üzerinden sorgulama ise, seçilen bazı anahtar kelimeler ve bazı yardımcı unsurlardan yararlanılarak yapılır. Bu tip sistemlere "Search Engine" (Arama Motoru) denir.

Arama motorlarının iki işlevi var : (1) veri toplamak, (2) sorgulama mekanizmaları sunarak, bu veriler üzerinde arama yapılmasını sağlamak. Veri toplama işi, Wanderer, Spider, Harvest, Pursuit vb gibi otomatik robot sistemler ile, çeşitli web, gopher, ftp siteleri arasında gezinerek ve buralardaki kaynakları tarayarak olur.

Sorgulama mekanizmaları kısmında ise doğrudan, "aradığı bir bilgiye ulaşmak isteyen kişi" nin, toplanan veriler üzerinde sorgulama yapabilmesini sağlayan kullanıcı arayüzleri ve üzerinde hızlı sorgulama yapılabilecek data base sistemleri vardır. Burada, kullanıcı, seçtiği bazı anahtar kelimelere uyan bilgileri kolayca tarar ve web arayüzü içinde aradığı bilgilerin buluduğu site adresleri arasında gezinerek (navigate) aradığı bilgiye ulaşmaya çalışır. Arama Robotları, günümüzde en çok kullanılan arama sistemleridir. Temel işlevi bir "Arama Motoru" olan sistemlerin çoğu, ilk grupta gördüğümüz "konu kataloğu sınıflaması" seçeneğini de kullanıcılarına sunarlar. Bu tip sistemlere girildiğinde, ilk önce, anahtar kelimeleri yazabileceğimiz bir alan karşımıza çıkar. Buraya ilgili kelimeleri girip sorgulama yaparız. Sorgulama alanına girilen anahtar kelimeler (AND, OR, NOT, NEAR, ALIKE) gibi mantıksal işlemlere, parantezler kullanarak gruplama işlemlerine vb tabi tutulabilirler. Bazı sistemlerde sorgulama Web ya da Usenet'e yönlendirilebilir. Genel olarak, bir sorgulama sistemini kullanmadan önce, kullanımla ilgili detaylarda biraz kafa yormakta yarar var.

3) Üçüncü bir grup, pek çok Arama Motoru Servisini aynı sayfada size sunan servisler olarak (All in One). Bunlardan bazıları, sorguları birden çok sorgulama servisinde işletip sonucu birleştirerek size verebilmektedir. Bazıları ise aradığınız konuya en uygun arama motorlarını, gelen sonuçları değerlendirerek, size listelemektedirler.


İnternetin Tarihçesi

İnternetin köklerini 1962 yılında J.C.R. Licklider'in Amerika'nın en büyük üniversitelerinden biri olan Massachusetts Institute of Tecnology'de (MIT) tartışmaya açtığı "Galaktik Ağ" kavramında bulabiliriz. Licklider, bu kavramla küresel olarak bağlanmış bir sistemde isteyen herkesin herhangi bir yerden veri ve programlara erişebilmesini ifade etmişti. Licklider 1962 Ekim ayında Amerikan Askeri araştırma projesi olan İleri Savunma Araştırma Projesi'nin (DARPA - Defense Advensed Research Project Agency) bilgisayar araştırma bölümünün başına geçti. MIT'de araştırmacı olarak çalışan Lawrance Roberts ile Thomas Merrill, bilgisayarların ilk kez birbirleri ile 'konuşmasını' ise 1965 yılında gerçekleştirdi.

1966 yılı sonunda Roberts DARPA'da çalışmaya başladı ve "ARPANET" isimli projesi önerisini yaptı. ARPANET çerçevesinde ilk bağlantı 1969 yılında dört merkezle yapıldı ve ana bilgisayarlar arası bağlantılar ile internetin ilk şekli ortaya çıktı. ARPANET'İ oluşturan ilk dört merkez University of California at Los Angeles (UCLA), Stanford Research Institute (SRI), University of Utah ve son olarak University of California at Santa Barbara (UCSB) idi (Gromov, 1998).

Kısa süre içerisinde birçok merkezdeki bilgisayarlar ARPANET ağına bağlandı.
1971 yılında Ağ Kontrol protokolü (NCP-Network Control Protokol)ismi verilen bir protokol ile çalışmaya başladı. 1972 yılı Ekim ayında gerçekleştirilen Uluslararsı Bilgisayar İletişim Konferansı (ICCC- International Computer Communications Conference) isimli Konferansta, ARPANET'in NCP ile başarılı bir demontrasyonu gerçekleştirildi. Yine bu yıl içinde elektronik posta (e-mail) ilk defa ARPANET içinde kullanılmaya başladı. NCP'DEN daha fazla yeni olanaklar getiren yeni bir protokol, 1 Ocak 1983 tarihinde İletişim Kontrol Protokolu (Transmission Control Protokol/ internet protokol - TCP/IP) adıyla ARPANET içinde kullanılmaya başladı. TCP/IP bugün varolan internet ağının ana halkası olarak yerini aldı.

1980 yılların ortasında Savunma Bakanlığı'na bağlı (DoD) Amerikan askeri bilgisayar ağı, ARPANET'ten ayrıldı ve MILITARY NET adı ile kendi ağını kurdu. 1986 yılında Amerikan bilimsel araştırma kurumu 'Ulusal Bilim Kuruluşu' (NSF), ARPANET için ülke çapında beş büyük süper bilgisayar merkezi kurulmasını içeren kapsamlı bir öneri paketi öne sürdü. ARPANET Amerikan hükümetinin sübvansiyonu ile NSFNET olarak düzenlendi. 1987 yılında yeniden düzenlediği internet yapılanması planı ile NSFNET yedi bölgesel nokta üzerinde 1.5 Mb/s (daha önce 56 Kb/s idi) güçlü bir omurgayı işleteceğini duyurdu.

NSFNET Merit olarak adlandırılan Michigan Eyaletindeki üniversitelerin organizasyonu ile NSF'in yaptığı bir anlaşma doğrultusunda işletilmeye başlandı. NSFNET'in işletilmesine bir süre sonra Merit'in yanında ABD'nin dev bilgisayar firması IBM ve haberleşme firması MCI dahil oldu. NSFNET'in işletilmesine yönelik 1990 yılında oluşturulan bu birlik 'İleri Ağ Hizmetleri' (ANS-Advance Network Services)olarak adlandırıldı.ANS'nin kuruluşu süreci ABD'de 1990'lara kadar devlet desteğinde gelişen internet omurgasının özelleştirilmesi sürecinin de başlangıcı olmuştur.

1990 yılında NSFnet ile özel şirketlerin ortak işletmesi ile başlayan özelleştirme süreci, 1995 yılı mayıs ayında NSF'nin internet omurga işletmeciliğinden tamamen çekilmesi ile tamamlandı. 1995 yılından itibaren ABD internet omurga işletimi tamamen özel işleticilerinin elindedir.

İnternet, 1990'dan bu yana, ciddi oranda bir büyümeye maruz kaldı. İnterneti izleme örgütü, internet derneğine (Internet Society) göre, internette bugün 100.000'den fazla bilgisayar ağı var ve bu ağlara bağlı olan bilgisayar sayısı ise 50 milyonu geçiyor. İnternet derneği, bu sayıların 2000 yılında 2 milyon ağ ve 100 milyon bilgisayar olacağını öngörüyor.


Kaynak ...:

http://egitek.meb.gov.tr/dersdesmer/DersDestek/dersdestekmerkezi/BilgKitap/pdf/BOLUM8_internet.pdf
http://www.meb.gov.tr/belirligunler/internet_haftasi_2005/index.html