ÖNEMLİ GÜNLER... KURULUŞLAR...
Saltanatın Kaldırılması


Mudanya Mütarekesinden sonra barış konferansı için hazırlıklar başlayınca, Osmanlı Hükümeti, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti yanında konferansa katılmak arzusunda olduğunu bildirdi. İtilâf Devletlerinin, hala İstanbul'da bir hükümet tanımak ve onu da Türkiye ile birlikte konferansa çağırmak istemeleri ve bu hükümetin de delegeleri beraberce seçmek için, Büyük Millet Meclisine başvurmaya yeltenmesi, Mustafa Kemal Paşa'yı harekete geçirdi.

Türk Milletinin üç buçuk yıl süren ağır fedakarlıklarla sağladığı zafere ortak çıkmaya çalışan bir hükümet ve onun hıyaneti tescil edilmiş padişahı hakkında, milletçe verilen karar çoktan belirmişti.

Gerek Mustafa Kemal Paşa'nın 24 Nisan 1920 tarihli önergesinde ve gerekse, 20 Ocak 1921 tarihli Anayasa'da egemenlik milletin malı olarak ilan edilmişti. Kayıtsız şartsız millete ait olan egemenlik, sultan halifeye bırakılamazdı.

Karma Komisyonda hazırlanan kanun tasarısı hemen kabul edilmiş ve ivedilikle Umumi Heyette (Genel Kurulda) görüşülerek 1 Kasım 1922'de kanunlaşmıştır. Böylece milli egemenliği ebedileştiren ve milletin kendi hakkının ifadesi olan bu Kanunla, hilâfet ve saltanat birbirinden ayrılmış saltanat kaldırılmış ve Türk İnkılâbı da en önemli bir gelişmesini sağlamıştır.

Saltanatın kaldırılması üzerine, 17 Kasım 1922'de Vahdettin İngiltere himayesine sığınarak Malta'ya kaçmıştır.

Hilafetin kaldırıldığı gün Şer'iye, Evkaf ve Erkânı Harbiye Vekâletlerinin kaldırılması ve Tedrisatın Tevhidi kanunları da kabul edilmişti.


NUTUK'tan

Bu birlikte davet edilme durumu, şahsî saltanatın kaldırılması işini kesin olarak sonuçlandırdı. Gerçekten de 1 Kasım 1922 tarihli kanun gereğince, hilâfet ile saltanat biribirinden ayrıldı.

İki buçuk yılı aşan bir zamandan beri fiilen hükmünü yürüten millî saltanatın varlığı kabul edildi. Hilâfet, açıklık kazanmış bir hakka sahip olmaksızın bir süre daha bırakıldı.

Efendiler, bu konuda zabıtlara geçmiş yeterince bilgi vardır. Konunun özel yönleri ile ilgili noktalar, belki yüce hey'etinızi ilgilendirir düşüncesiyle, bazı bilgiler sunacağım:

Bilindiği gibi, «saltanat» ve «hilâfet» makamları ayrı ayrı ve birleşmiş olarak önemli meselelerden sayılmaktaydı. Bunu doğrulayan bir hatıramı anlatayım: 1 Kasım 1922 tarihinden önce, muhalifler, Meclis çevresinde benim saltanatı kaldıracağım yolunda telâşlı ve heyecanlı propaganda yapıyorlardı.

Rauf Bey, bir gün Meclis'teki odama gelerek benimle bazı önemli konuları görüşmek istediğini ve akşam Keçiören'de Refet Paşa'nın evine gidersem daha güzel konuşabileceğimizi söyledi. Rauf Bey'in teklifini kabul ettim.

Fuat Paşa'nın da orada bulunmasına izin vermemi istedi. Onu da uygun gördüm. Refet Paşa'nın evinde dört kişi toplandık. Rauf Bey'den dinlediklerimin özeti şuydu: Meclis, Saltanat makamının belki de Hilâfet'in ortadan kaldırılması görüşünün benimsenmiş olduğu endişesiyle üzgündür. Sizden ve sizin ileride benimseyeceğiniz tutumdan şüphe etmektedir.

Bu bakımdan Meclis'e ve dolayısıyla millet kamuoyuna güven vermeniz gerektiğine inanıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılması ile birlikte Türk tarihinde yeni bir dönem başlamıştı. 20 Ocak 1921'de kabul edilmiş olan anayasada, egemenliğin millete ait olduğu belirtilmişti. Ancak bu tarihlerde Kurtuluş Savaşı devam ettiğinden, saltanatın kaldırılması için şartlar uygun değildi.

İtilâf Devletleri, Lozan Barış Konferansına, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile birlikte İstanbul Hükümeti'ni de davet ettiler. Osmanlı Hükümeti bu daveti kabul etti. Galip devletler bu davranışlarıyla, Türkler arasında ikilik çıkararak, menfaatlerini daha iyi savunacaklarını düşünüyorlardı. Osmanlı Hükümeti'nin konferansa katılma arzusu, millî mücadelenin ruhuna ve anayasaya aykırı idi.

Bu durum, Mustafa Kemal Paşa'nın saltanatın kaldırılmasıyla ilgili düşüncelerinin haklılığını bir defa daha ortaya koydu. Aynı zamanda saltanatın kaldırılması için haklı bir gerekçe oldu. Konu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde tartışıldı. Mustafa Kemal Paşa bir konuşma yapıp, milletin kendi gayretiyle hakimiyeti ele aldığını ve saltanatın kaldırılmasının gerekliliğini belirtti.

1 Kasım 1922'de kabul edilen bir kanunla, halifelik ve saltanat birbirinden ayrılıp, saltanat kaldırıldı. Böylece, Osmanlı Devleti hukukî olarak sona ermiş ve Türk inkılâplarının en önemlilerinden biri gerçekleştirilmiştir.

Saltanatın kaldırılması ile, İstanbul'daki Osmanlı Hükümeti istifa etti. Son padişah Vahdettin, 17 Kasım 1922'de İngilizlere sığınıp İstanbul'u terk etti. Bunun üzerine Osmanlı sülâlesinden Abdülmecit Efendi, Büyük Millet Meclisi'nin kararı ile halife seçildi.




Kaynaklar .... :
http://www.tsk.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/
http://www.atam.gov.tr/
http://www.meb.gov.tr/belirligunler/