Lozan Barış Konferansı
30 Ocak 1923


İzmir’de İzmir basın mensuplarına demeç:

- Herkesin kaygıyla ilgilendiği Lozan Konferansı’nın kesintiye uğraması ihtimali var mıdır? Ve kesintiden ne gibi sonuçlar doğabilir, bu konuda fikriniz?

- Biz de Lozan Konferansı’nı dikkatle izliyoruz. Çünkü biliyorsunuz, konferansa çağrıldığımız zaman ordularımız tüm dünyayı şaşırtacak ve tüm dünyanın mecburi olarak beğenisini kazanacak çok parlak ve çok kesin bir üstünlüğün sahibiydiler. Askerî hareketinizi erteleyebilecek karşımızda hiçbir engel kalmamıştı. Buna karşın, İtilâf Devletleri’nin iyi niyetine ve önerilerinin içtenliğine inanarak, ordularımızı durdurarak çok insanî duygularla delegeler kurulumuzu Lozan’a gönderdik. Bizim bu harekâtımızı eleştiren dostlarımıza İtilâf Devletlerinin artık iyi niyetlerine güvenebileceği düşüncesini söyledik. Yazık ki tüm içtenliğimize ve gerçekçiliğimize karşın, bugüne değin uzayıp gelen konferansın son aşaması hakkında İtilâf Devletleri’nin düşüncesinde değişiklik olmadığını, hâlâ eski Osmanlı devletini boğazlayan ve milletimiz için en güçlü ve en yok edici bir uyandırma vuruşu olan eski davranış biçimini başka şekilde yeni Türkiye Devletine kabul ettirmek istiyorlar, son dakikaya kadar İtilâf Devletlerinin hak ve gerçeği kabul etmelerini beklemekle birlikte tüm medeniyet dünyasının içten ilgisine karşın savaşı sürdürme sorumluluğundan çekinmezlerse bilmeli ki, hükûmetimiz vatan ve millete karşı üstlendiği görevi iyi bir şekilde bitirebilmek için başvurmaya mecbur olduğu tedbirleri düşünmekten ve almaktan bir an geri kalmamıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti üyeleri eski Osmanlı Hükûmeti üyeleri ile kıyaslanmak istenilirse ve bundan çıkacak sonuçlara göre davranılırsa, bu davranış biçiminin kesinlikle hatalı olacağına şimdiye kadar tüm dünyanın şahit olduğu olaylar en yakın ve açık kanıtlardır. Yeni Türkiye devlet adamları uyuşuk ve kuruntulu değildir. Kendini bildiği kadar karşısındakileri de bilir. Kendi yapacağını önemsediği kadar karşısındakilerin de yapabileceğini göz önüne alır.

- Milletler Cemiyeti’nin Paris’te toplanacağı söyleniyor. Eğer Milletler Cemiyeti Musul hakkındaki San-Remo kararını değiştirmezse hükûmetimiz ne yapmak niyetindedir?

- Musul ili Türkiye devletinin millî sınırları içindedir, buralarını anayurttan koparıp şuna buna armağan etmek hakkı kimseye ait olamaz. Milletler Cemiyeti ile bu meselenin ilgisi yoktur.

- Öteden beri millî harekât, Fransa Dışişleri Bakanlığının yarı resmî yayın organları olan Tan ve daha bazı Fransız gazeteleri destekledikleri hâlde, Lozan’da Fransız delegeler kurulunun kanunî ve haklı isteklerimizin kabul edilmemesi konusunda gösterdiği çelişkili davranışları hakkında ne düşünüyorsunuz?

- Doğrusu Fransız delegeler kurulunun davranış ve hareketine bakılırsa, bu kurulun Fransız milletinin duygu ve düşüncelerine tercüman olmadığı düşüncesi uyanır. Bunun nedenini bulmak güç değildir. Hatta kolaylıkla herkes kestirebilir. Açıkça söylemek gerekir ki, biz Fransız delegeler kurulundan bu yolda bir davranışı beklemezdik.

- İtilâf Devletleri görüşmeleri keserlerse, askerî hareket olur mu? Yoksa diplomatik yollarla çözüm yolu aramakla mı vakit geçirilir?

- Uzun süre hareketsiz kalmayı gerektirecek olan diplomasi yolu şimdiye kadar denendiğine göre hiçbir sonuç vermez.

                                                            Akşam, 6 Şubat 1923






Mustafa Kemal ATATÜRK


Kaynak...:
http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=SoylevDemecler