Düşününce


Düşününce  I;


Bütün dünyada değişme ve gelişmelerin yaşandığı son yıllarda, Kuzey Kafkasya’yla da  ilgili çeşitli gelişmeler olmakta ve bu gelişmeler, değişimler, çatışmalar tarihsel ve güncel anlamda çeşitli tartışma ve çelişkileri de barındırmaktadır.
Kuzey Kafkasya tarihini  incelediğimizde,  öne çıkan konuların başında Rusya ve Kuzey Kafkasya mücadelesi  ve bilinen sonuçları olan sürgün, soykırım kavramlarıdır. Bunların incelerken Çarlık Rusya’sı ve Sovyet Rusya dönemi ve sonrası olarak, Rusya ile mücadele bölümünü de üçe ayırabiliriz.
Sovyet Rusya’sı ile yaşanan sorunların neler olduğunu herkes bilse de, Kuzey Kafkasya’da yaşanan sürgünler,  Kuzey Kafkasya’ya bölen, Stalin dönemi yıkımın etkilerini de belirtmemiz gerekir.  
Bu dönemde, Kuzey Kafkasya Cumhuriyetleri tekrar bölünmüş(böl-yönet), bir kısmı Gürcistan’a bağlanmış, bu bölünme ve haksızlıkların sonucuna paralel olarak yaşanan son yılların çatışma ve mücadelelerini de hepimiz izliyoruz.
Burada dikkat çekilmesi gereken, Kuzey Kafkasyalılar açısından önem kazanan bir durumun altını özenle çizmek gerekir.
Hiçbir Kuzey Kafkasyalının, kaç  yüzyıllık mücadele döneminden sonra  Rusya, Gürcistan vb. ikilemleri yaşamak istemeyeceğini, tam tersi Kuzey Kafkasya Cumhuriyetlerini bir bayrak altında toplayacak  bağımsız birliktelik isteyeceğini, başkaca çözümleri kabul etmeyeceğini, tarihsel ve güncel süreç incelediğinde kolayca anlaşılması gereken bir  özelliği ve beklentisidir.
Bu bağlamda Abhazya’nın bağımsızlığı  Kuzey Kafkasya  Birliğinin  nasıl  temel taşlarından birisi ise, Çeçenistan’ın bağımsızlığı, Osetya’nın bütünlüğü ve bağımsızlığı da yine temel taşlarından birisidir.
Abhazya’nın bağımsızlığını desteklemek ile  Çeçenistanın, Osetya’nın veya diğerlerinin bağımsızlığını desteklemek arasında, Kuzey Kafkasyalılar açısından bir fark yoktur. Bu durum, Rusya’nın yanında/karşısında, NATO ve ilgili süreçlerinin yanında/karşısında gibi yaklaşımlarla, çelişkilerle değil, Kuzey Kafkasya’nın yanında/karşısında gibi temel yaklaşımlarla değerlendirilmelidir.  Ortaya çıkan bu gerçek, medeni dünya olarak ifade edilen Batının veya NATO’nun her zaman çeşitli nedenlerle desteğini talep  etmiş veya durumunda kalan Kuzey Kafkasyalılar için bir çelişki veya NATO ve anlayışın karşıtlığı değil, tam tersi dünkü  Stalinin, Çarlık Rusya’sının  vb.  ile  bugünkü bağımsızlık ve özgürlük hareketlerinin yanında mı, karşısında mı olarak da sorulabilir.
Kuzey Kafkasya’nın tarihsel ve güncel  jeo-stratejik konumunun ve Rus emperyalizminin ve çeşitli saldırıların Kuzey Kafkasyalılar  için yarattığı  haksızlığın bir şekilde bitirilmesi gerekmektedir.  Bu konuda çözüm, Kuzey Kafkasyalıların içerisinde bulunduğu  gerçekleri doğru şekilde anlayıp çözüm üretebilme yeterliliğinden geçmektedir.   Başkaca çözümler veya anlayışların, Kuzey Kafkasya veya Kuzey Kafkasyalılıktan vazgeçmek gibi dayatmaları içerdiğinde, nasıl davranılmasını beklersiniz?

…….. oOo ……..

Düşününce II,

Son günlerde Türkiye’de yaşayan Kuzey Kafkasyalı insanların, Çerkeslerin (bizlerin) bazı talepleri  ifade edilmeye çalışıldı. Bu konuda da birkaç  tespit yapmak “bence” yerinde ve doğru bir çaba olacaktır.
1. Bu ülkeye geldikleri günden bugüne kadar, dün Osmanlı İmparatorluğunun, sonrasında ise Türkiye Cumhuriyetinin her  zaman yanında olan Çerkeslerin, gerek Kuzey Kafkasya’da, gerekse Osmanlı/Türkiye’deki çabaları ve davranışları ile geçmiş ve gelecek açısından yeterli ve doğru kanıt sunmaktadır.
2. Dün Osmanlılar döneminde verilen hakları kullandılar, bugün ise verilmiş Osmanlı dönemi hakları ellerinde alınmasına rağmen, bugünkü demokratikleşme veya açılıma kadar hiçbir şekilde talepte bulunmadılar.
3. Bugün ise Türkiye Cumhuriyetinin her zaman yanında olan Çerkesleri, Türkiye Cumhuriyetinin hatırlamasını ve sağlanan haklardan Çerkes’lerin mahrum edilmemesini istediler.
Bu talepler ifade edilirken bir cümle dikkatimi çekti: “Bu Ülke İçin Canımızı Verirken Türkçe Bilmiyorduk, Şimdi Anadilimizi Bilmiyoruz”
Buradan şu tespitin yapılmasının gerektiğini ve önemli olduğunu düşünüyorum. Çerkesler, bilinen özelliklerine sahip oldukları ve koruyabildikleri için Osmanlı İmparatorluğunun  ve Türkiye Cumhuriyetinin kendilerine verdikleri her cephede/görevde  kendilerini ispat ettiler ve öne çıkan başarıların sahipleri oldular. Bugün bu özelliklerini korumalarına destek verilmesi gerektiğini ve bir görev olduğunu düşünüyorum.
4. Ülkelerin sınırları, haritadaki bilinen sınırları ile değil, etki alanları ve etki alanlarında etkinklikleri  ile ölçülür. Kuzey Kafkasya da bu konuda göz ardı edilebilecek bir bölge değildir.
5. Ayrıca Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan Çerkeslerin, Kuzey Kafkasya ve tarihsel beklentileri bağlamında, özelliklerini koruyarak kendilerini geleceğe taşımalarını desteklemek, Türkiye Cumhuriyeti açısından tarihsel, güncel ve gelecek açısından bir sorumluluk ve görev olarak düşünülmelidir. Neden görev olarak düşünülmesi gerektiğini, bu satırları okurken anlayamadıysanız, açıklamanın da yararlı olmayacağını düşünüyorum.
6. Kuzey Kafkasya ve Çerkeslere, Kuzey Kafkasya ve ve Çerkeslerden fazla Türkiye’nin de ihtiyacı olabilir.
7. Dün, bugünkü küresel ve ulusal gelişmeleri hayal bile edemezken, yarın için bu kadar rahat olmak, akılcı değildir.
8. Hiçbir Çerkesin, Türkiye için asla ve hiçbir şekilde tehdit oluşturmadığı gerçeğini en başta Türkiye Cumhuriyetinin Çerkeslerden daha fazla bildiğinden  eminim.
9. Ayrıca “Hak verilmez, alınır” gibi bir anlayışı, çağdaş devletler için geçerli olmamalıdır, değildir. Devlet kavramının önce çıkan özelliği adalet ve akılcı anlayışıdır…
10. Her Çerkesin, iki vatanı olduğunu söyleyecektir, Biri Kuzey Kafkasya, diğeri ise Türkiye Cumhuriyeti’dir.
11. Sanıldığı gibi Osmanlı İmparatorluğuna Osmanlı İmparatorluğu istememesine rağmen gelmediler. Çerkeslerden daha fazla Osmanlı İmparatorluğu da Çerkeslerin gelmesini istemiştir ve Çerkesleri olan güvenleri vb. pek çok şey bunu kanıtlamaktadır. Ayrıca kaç yüzyıllık duraklama, gerileme ve dağılma süreci yaşayan Osmanlı İmparatorluğunun, kahramanlıkları ve savaşçılıkları ile ünlü Kuzey Kafkasyalılara  gösterilen ilgi ve yakınlık boşuna da sayılmaz.
12. Osmanlı İmparatorluğuna sürgün edilen Çerkeslerden bir kısmının Kafkasyaya geri dönmek istediğini, fakat bunun Osmanlılar ve Ruslar tarafından sınırın her iki tarafına yerleştirilen 25 000 kişilik silahlı birlik tarafından engellendiğini  de  biliyoruz…
13. Bir başka ilginç tespit ve yaklaşım ise, Çerkezlere hain, öteki, lütufta bulunulmuş insanlar vb. olarak sürekli kendilerini öteki/kötü/Türk değil vb. olarak hissettirirken, diğer taraftan da sürekli Türk oldukları, Çerkezce olmadığı, hatta bu ülkeden göndermek gibi açıkça ifade de "zaman zaman" edilebilen çeşitli yayınlar/tutumlar olduğunu hepimiz biliyoruz. Çerkezlerin bu kadar samimi, vatanperver tutumlarına karşı nasıl değerlendirilmelidir veya amaç ne olabilir olarak sormaya gerek var mıdır? Bu kadar Çerkeslerle ilgili çelişkili tutum mu veya bir stratejik/taktik oyun veya yaklaşım mıdır? Bir başka ilginç nokta ise, bunları görmezlikten mi gelmelidir veya gelmek istemenin amacı nedir?
Tabi bunun dışında pekçok diğer kesimlere yönelik olarak sürekli öteki gibi hissettiren anlayışlar da yok değildir.
Bu ülkeyi, hep birlikte kaç yüz yıllık mücadelenin her aşamasında yer alarak kurtardık/kurduk/mücadele ettik vb.ile hiç kimsenin bir başkasını gibi farklı görmek gibi hakkı yoktur. Ayrıca/üstelik bu ülkenin bütünlüğüne yönelik en ufak/hiçbir tutum ve davranışları olmadığı/olmayacağı halde?